Cemal Süreya Sözleri

admin

24

Yok

Cemal Süreya Sözleri

Cemal Süreya bir aşk adamı değildi. O aşkı içinde yaşayan, iliklerine kadar hissedebilendi. Ondandır bu denli güzel ve anlamlı sözlerin, şiirlerin ortaya çıkması. Bizler onun yazdığı satırları okurken birden çok duyguyu içimizde barındırıyoruz. Düşünün Cemal Süreya Şiirleri yazarken neler yaşamıştır. Sizlere Cemal Süreya’nın en güzel sözlerini bir araya getirdik. Sizi anlatan, size hitap eden bir sözü seçerek İnstagram, Facebook ve diğer sosyal medya hesaplarınız paylaşabilirsiniz. Ayrıca buradan da resimli Cemal Süreya sözlerine ulaşabilirsiniz.

Öyle bir sihirbazdın ki beni bile kaybettin.

Kasımın sın mısralarındayız. Günlerden ne bilmiyorum ama ben bugünde seni seviyorum. 

Bir mavilik aldı her yerimizi.

Yüzüm kime dönük olursa olsun, yüreğim sana dönük olacak. Ben senden başkasına kapı nasıl açılır bilmiyorum.

Hasret kalmışız, yüreği güzel insanlara.

Denize ilk defa giren çocuk masumiyetiyle seviyorum seni. Boğulacakmışım gibi.

Ben sana gitme demiyorum, hobi olarak yine git. Ama bakkala git, kuaföre git, ne bileyim komşuya git, fazla uzaklaşma benden özlüyorum…

Hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Ben sana her şehirde biraz geç kaldım. Keşke bunun için sevseydim seni.

Seninle geçen her anı bir ömre değişim. Keşke sadece bunun için sevseydim seni.

Benimsin demeden önce, seninim demeyi bilmeli insan.

Rastgele yürürken aklına geleyim sızlasın için.

Neden yorgunsun sorusuna cevap aramaktan ve bunu sormasınlar diye gülümsemekten yoruldum.

Öyle büyümüş ki içimizdeki yalnızlık. Sevilmeyi beklerken, beklemeyi sevmişiz. 

Bir yere geldik ki hiçbir sokağın adı yok.

Ertesi gün sana kavuşmayacağım için, uyumadığım geceler var benim. 

Gel be, gel işte. Küfrüm tövbeme karışsın, aklım fikrime. Öyle bir gel ki bana Nefes nefese..

Her gece onu düşünmekten saatim ilerlemez oldu. Kim sorarsa saat kaç diye cevabım hep anı; O’na doğru!

Cemal Süreya En Güzel Sözleri

Zaman lazım yalnızca, unutacaksın! Nasıl unuttuysan çocukluğunu, kırılan oyuncaklarını. Kırılan kalbini de öyle unutacaksın.

Herkes az buçuk sarhoş. Herkes bir şeyler söylüyor ama yalnız ikimizin sözcükleri sarmaş dolaş.

Benim şiirlerim çay kokar. Düşlerimde sen.. Demlikte nefesin.. Bardakta gamzen..

Yarından bir şeyler beklemekle geçiyor ömrümüz..

Sonsuza kadar konuşabileceğimizi hissettiğimiz insanlar en güzelleri.

Uçmak için kuş olmak gerekmiyor. Küçük sevinçler olsun yeter.

Havam bozulmaya başladı yine, gözlerim de dolmaya sanırım içimde bir yerlere sen yağdı gece gece.

En uzun süren sevdalar ”Yarım kalanlardır..”

İlk kez gibi buluştunuz mu son kez gibi seviştiniz mi?

Ah ulan ayrılık, bir tek seninle ayrılamadık.

Yalnızlığın yalnızlığımla kafiyeliydi. Alt altta yazsak şiir, yan yana yazsak öykü olurdu. Hiç yazmadık aşk oldu..

Üzülme değmez sözünü duymaktan sıkıldım. Değmeyenlere zaten üzülmem. Üzüldüğüm şey; değmeyenlere yüreğimin değmiş olması.

Seni soruyorlar.. Öldü mü diyeyim yoksa dönecek mi? İkisi de imkansız değil mi? Çünkü biliyorum, asla geri dönmezsin. Ve biliyorsun, sen benim için asla ölmezsin!

Sen; aklım ve kalbim arasında kalan en güzel çaresizliğimsin. 

Başka havalar getir bana. İçinde biraz bahar olsun, biraz sen, biraz da cumartesi.

Bir mutluluk hastalığıdır şiir. Kırılan dalın türküsüdür. 

Özlemek ne garip. Ölüyorum sanıyorsun ama ölmüyorsun.

Kimse benimle oynamıyor diye ağlayan çocuk! Sen büyü hele, bak ne oyunlar oynayacaklar seninle. 

Seviş bir bakir ile bakire. Erkeğe milli dediler, kadına fahişe.

Özgürlüğün geldiği gün o gün ölmek yasak!

Çok yoruldum sevgili; daha fazla yorma beni. Ben fazlasıyla ödedim zaten uğrunda kaybettiklerimin bedelini.

Kimseyi suçlama! Suçlanacak biri varsa o da sensin. Sonuçta o sana küçük bir umut verdi. Sen ise ona her şeyini verdin.

Bir tren yolculuğu yaparız bir gün. Sandviç falan yeriz. İyi günler değil uzakta.

Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı. 

Soluğundan öptüm seni.

Kadınlar inatçıdır. Hayata tutundukları gibi aşklarına da sahip çıkarlar. 

Mutluluk nasıl dayanıksız.

Tam unuttum derken; Bir şarkı çalar,  Biri onun gibi güler, Birisi parfümünü sıkıp onun gibi kokar, Tüm unuttuğun boşa gider.

Cemal Süreya Şiirleri En Sevilenleri

İki Kalp

ki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen
İki kol

Merdivenlerin oraya koşuyorum,
Beklemek gövde gösterisi zamanın;
Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
Bir şeyin provası yapılıyor sanki.

Kuşlar toplanmışlar göçüyorlar
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Dilekçe

Sokağımsan
Ben anahtarı çevirdiğim zaman
Kapanan evin kapısı değil,
Senin kapın olsun açılan.

Adresimsen,
Mektuplarım doğru dürüst gelsin;
İki kişi telefonla konuşurken
Olmayalım hemen üç kişi.

Kentimsen,
Başka kentler de girsin araya;
Daha bir sevinçle katılayım,

Şenliğimsen.
Her şeyi yaz tarihimsen,
Ama her bir şeyi;

Dilimsen,
Sen de koru biraz dilliğini.

Düşüncemsen,
Kızkardeşim pencereyi açsın;
Sorguçlu bir ışık aracılığıyla
Günyenisi dolsun içeri.

Uzat saçlarını Frigya,
Yârimsen,
Yurdumsan;
Söz ver Anadolu.

Sürgün

Bizi bir kamyona doldurdular
Tüfekli iki erin nezaretinde.
Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular
Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar
Tarih öncesi köpekler havlıyordu
Aklımdan hiç çıkmaz o yolculuk, o havlamalar, polisler
Duyarlığım biraz da o çocukluk izlenimleriyle besleniyor belki
Annem sürgünde öldü, babam sürgünde öldü.

Beni Öp Sonra Doğur Beni

şimdi
utançtır tanelenen
sarışın çocukların başaklarında.

ovadan
gözü bağlı bir leylak kokusu ovadan
çeviriyor o küçücük güneşimizi.

taşarak evlerden taraçalardan
gelip sesime yerleşiyor.

sesimin esnek baldıranı
sesimin alaca baldıranı.

ve kuşlara doğru
fildişi rüzgarın tavrı.
dağ güneş iskeleti.

tahta heykeller arasında
denizin yavrusu kocaman.

kan görüyorum taş görüyorum
bütün heykeller arasında
karabasan ılık acemi
– uykusuzluğun sütlü inciri –
kovanlara sızmıyor.

annem çok küçükken öldü
beni öp, sonra doğur beni.

Sizin Hiç Babanız Öldü mü?

Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Şöylelemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?

BENZER KONULAR

Benzer konu bulunamadı.